25 Mart 2017 Cumartesi

Atak Oyunun İki Dehası


Atak Oyunun İki Dehası adını hakeden harika bir kitap. İki Dünya Şampiyonu Alekhine ve Tal'i konu alıyor ve elbette bu iki oyuncunun şampiyonluk dışındaki ortak yanları göze hoş gelen atak stile sahip olmaları. Mümtaz İdil'in çeşitli kaynaklardan derlediği bu kitap hem bu oyuncuların oyunlarını incelemekte hem de bir macera romanı havasında kariyerlerini gözler önüne sermekte.

Özellikle Tal'in hızlı yükselişi kritik oyunlarla anlatılıyor. Oyunlar o kadar güzel ki bu oyunları inceleyen her satranççı şüphesiz böyle güzel oyunlar oynayabilmek için büyük istek duyacaktır.

Gördüğünüz resimde kitabın eski ve yeni baskısı görülmekte. İlki 1985 yılında basılmış ve geniş ebadıyla takibi daha kolay. Broy tarafından basılanı ise cep kitabı şeklinde düzenlenmiş.

Alekhine ve Tal'in ilginç iki özelliği daha var. Alekhine Dünya Şampiyonluğunu Euwe'ye kaybetmiş olsa da rövanş maçında unvanını geril almıştır ve bir daha da şampiyonluğu kimseye kaptırmamıştır. Bunun sebebi de elbette şampiyonlen 53 yaşında ölmesi.

Zavallı Tal ise talihsiz bir insandı. Genç yaşta rahatsızlıklar geçirdi ve hep sağlık problemleriyle uğraştı. Botvinnik'i yenerek şampiyon olmuştu ama FIDE kuralları gereği bir yıl sonra rövanş maçına çıktı ve kaybedince de unvanı elinde çok kısa süre tutmuş oldu. Bu kitabı okumalıyım diyorsanız: Atak Oyunun İki Dehası

22 Temmuz 2016 Cuma

Sakin Vasily


1957 - 1958 yılları arasında Dünya Şampiyonu olan Vasily Smyslov'un sakin stiline ithafen bu başlığı attık. Botvinnik'i yenerek şampiyon olmuştur ama dönemin şampiyonluk kuralları acımasızdır. Önce ülkenizde finale kalacaksınız sonra Zonal Turnuvasında derece. Sonra İnterzonal turnuvasında derece ve sonrasında 5 oyuncunun kıyasıya mücadele ettiği bir kapalı turnuvadan birinci çıkmak zorundasınız. Tüm bu turnuvalar 3 yıl yayılar. Ancak başarılı olduğunuzda tahtta oturan Botvinnik2in karşısına çıkarsınız. Smyslov da bunu başardı ve üstelik Botvinnik'i yendi. Ne var ki o zamanki şartlar gereği 1 sene sonra rövanş maçı yaptılar ve Botvinnik unvanı geri alıverdi.

Sonradan bu acımasız ve Dünya Şampiyonu'nu koruyan kuralı ortadan kaldırdılar ama olan sadece 1 sene şampiyon kalan Smyslov ve Botvinnik'e oldu.

1921 doğumlu Smyslov'un ilk başarısı 17 yaşında SSCB Gençler Şampiyonu olmasıydı. Aynı sene Moskova Şampiyonasında 1-2 derecelerini paylaştı. Başarıları bundan sonra artarak arttı. 1948 yılında Alekhine'in ölümünden sonra şampiyonu belirlemek için yapılan turnuvadaki 5 oyuncudan biriydi. Bu zorlu turnuvayı Botvinnik kazandı. Smyslov ise ikinciydi. 1953 yılında Adaylar Turnuvasında birinci oldu ve Botvinnik'in karşısına çıktı. Maç 12-12 beraberlikle bitti ama bu sonuç ile Botvinnik unvanını korumuş oldu.

1957 yılında yine Botvinnik'in karşısına çıktı ve maçı bu sefer 12.5 - 9.5 kazandı ve şampiyon oldu. 1 sene sonraki maçı ise 12.5 - 10.5 kaybetti. İkili toplam 3 şampiyonluk maçı yaptı ama Botvinnik ile skoru 18 galibiyet, 17 kayıp ve 34 berabere ile lehineydi.

Sonraki yıllarda profesyonel satranca devam eden Smyslov, Kasparov'un şampiyonluğa giden yolunda onun da karşısına çıkmıştı.

Stilini tekrar edelim; Botvinnik'i andıran konumsal bir stil ve muazzam bir oyunsonu becerisi!

15 Ekim 2015 Perşembe

Şampiyon Kızınca!


Magnus Carlsen 2014 yılında hem Dünya Şampiyonluğu unvanını korumuş hem de sonra rapid ve yıldırımda da şampiyon olmuştu. Elbette en önemlisi Dünya Şampiyonluğu ve rapid ile yıldırım aynı önemde değil. Bununla beraber yine de prestij unvanları. Son şampiyon Magnus Carlsen de elbette bu unvanları kimseye kaptırmak istemiyordu. Rapid yani hızlı satranç yarışmasında tekrar Dünya Şampiyonu olan Carlsen, sonrasında yapılan yıldırım şampiyonasında birinci olamadı. Ne Pomniatchi'ye kaybedince birincilik şansını kaybetti. Maç bitince sinirli olduğu gözden kaçmayan Carlsen adeta duvarlara yumruk atacak gibiydi. Sinirini nasıl yatıştıracağını bilemeyen Carlsen notasyona imza attıktan sonra kalemi fırlatıverdi.

Sonraki oyunda Ivanchuk ile oynuyordu. Oyun oldukça gergindi; ters kanada rok atmış şahlara karşı keskin bir saldırı söz konusuydu. Zaman sıkıştı, Ivanchuk can havliyle saldırdı. Bir feda yapan Ivanchuk Carlsen'in şahının önünü açtı. Kalesi ile daldı ve saniyeler kalmışken hoplayarak hamle yaptı. Carlsen yerinden fırlayıverdi çünkü mat oluyordu. Carlsen yine sinirle kalem, fırlattı. Biraz yana gidince ellerini çırptı isyan etti. Yukarıdaki resim de bu isyan halinden. Üstelik Ivanchuk maçtan sonra iyi de bir alkış yapınca Carlsen sinirden iyice kaskatı kesildi.

Usta satranççılar, şampiyonlar böyle davranabilir mi? Elbette sakinlik içerisinde terk etmek gerekli ama Dünya Şampiyonu bunu yaparsa ilginç olur, haber olur. Üst düzeyde oynayanların ne kadar hırslı olduğunun göstergesi. Yıldırımda Dünya Şampiyonu Grishchuk oldu.

3 Mart 2015 Salı

En Genç Şampiyon Ponomariov



Büyük olasılıkla pek çoğunuz Ukraynalı Büyükusta Ponomariov'un Dünya Şampiyonu olduğunu bilmiyordur. sadece Dünya Şampiyonu değil ama aynı zamanda bu unvanı en genç elde eden.

Doksanlı yılların sonunda hala görevde olan FIDE Başkanı Kirsan Ilyumzhinov tüm satranç geleneklerini yok sayarak satrançtaki temel disiplinlerde değişiklik yaptı. Normalde yarışmalar 2 saat 40 hamle ve sonraki 20 hamle için bir saatti. Bir anda zaman kontrolü tüm oyun için 90 dakika ve her hamle için 30 saniye artırma haline geldi. Böylece hızlanan satrançta artık oyunun son bölümünde yıldırım becerileri öne çıkmaya başlamıştı. Ilyumzhinov bununla da kalmadı ve normalde 3 seneye yayılan Dünya Şampiyonluğu sürecini bir anda 1 aya indirdi. 128 Büyükustayı topladı ve bunları eleme usulü yarıştırmaya başladı. İki oyun oynuyorlardı ve yenişemezlerse hızlı satranca geçiyorlardı. yine yenişemezlerse yıldırım oyun.

İşte bu şartlarda yapılan yarışmada o zamana kadar çok ön planda olmayan Ponomariov rakiplerini eleyerek 2002 yılında finale geldi. Finalde rakibi yine Ukraynalı olan Ivanchuk'tu. Sağolsun ki Ilyumzhinov lütfetmişti de maç 6 oyun üzerinden oynandı ama 24 oyunluk maçlarla karşılaştırılınca elbette yetersiz kalır. Dengesiz oyun tarzıyla bilinen Ivanchuk kazanç konumu kaybetmeyi başarınca Ponomariov hem puan hem de psikoloji bakımından büyük üstünlük elde etti ve maçı kazandı. Böylece en genç şampiyon oldu. O sırada rating listesinde Kasparov hala bir numaraydı ve FIDE ile bağı yoktu. Senelerdir kendi başına şampiyonluk maçları düzenlemeye devam ediyordu.

Ilyumzhinov bir atak ile Kasparov'u FIDE'nin sistemine döndürmek için Ponomariov ile bir maç ayarlamaya çalıştı. Ponomariov bazı pürüzler çıkarıyordu ve Kasparov'u suçlamaya başladı. İş uzayınca FIDE Ponomario'un anlaşmadığını öne sürerek unvanı elinden aldı. Kasparov da belli ki satrancı bırakmanın eşiğine gelmişti ve bu birleşme olayı olmayınca işin tekrar uzayacağını ve tekrar müzakerelere girmek zorunda kalacağını düşünerek satrancı bıraktı.

2015 yılı itıbarıyla Ponomariov 31 yaşında ve 2713 elo ile rating listesinde 23'üncü sırada.

Wikipedis: Ruslan Ponomariov

26 Şubat 2015 Perşembe

Son Şampiyon!


Sıklıkla son şampiyonun en güçlü şampiyon olduğu iddia edilir. Evet son tahlilde zaman yolculuğu ile tüm şampiyonlar biraraya gelse son şampiyon üstünlük sağlayabilir büyük olasılıkla ama göreceli olarak güçlerine baktığında elbette durum değişir.

Boris Spassky dünya şampiyonu olduğunda gelmiş geçmiş en güçlü şampiyon ilan eden çevreler olmuştu. Elbette ustalar geçmişteki ustaların katkılarıyla bu seviyeye geliyorlar ve onların sanatını daha da ileriye taşıyorlar ama günümüzde Spassky en kuvvetli şampiyon adaylarından biri olmaz herhalde.

Aynı şekilde Carlsen de şu anda gelmiş geçmiş en iyi şampiyonlardan biri olarak kabul ediliyor. 2013 yılında unvanı Anand'dan aldıktan sonra 2014 yılında yine Anand ile oynadı ve yine inandırıcı bir şekilde kazandı. 27 sene Dünya Şampiyonu kalan Lasker'in yanında 2 sene uzun bir süre değil ama unvan maçları artık her yıl yapılıyor ve artık bu uzun süreli şampiyonlukları kesinlikle zorlu hale getirecek.

Şampiyonluğa  uzunca bir süre sahip olabilmek şüphesiz en önemli kriter olmayacak ama elo listesinde arkasındaki rakibe 60-70 elo fark atmak hele hele bu dönemde oldukça önemli. Gelişen teknoloji küçülen dünya ile artık oyuncular arasındaki farklar giderek azalıyor ama Carlsen yine de farkı açık tutmaya da devam ediyor. Bu açıdan Carlsen çok önemli bir şampiyon.

Bir diğer özelliği Carlsen'in açılışlara yaklaşımı. Dünya Şampiyonları sıklıkla açılıştaki üstünlükleri ile bilinir. Bunun önemli sitisnası şüphesiz Capablanca ama o da açılışta başarısız bir oyuncu değildi. Carlsen ise günümüz ölçeklerinde açılışları vasat bir oyuncu, şampiyon olarak kabul edilebilir. Açılışlarda ana devamyollarını tercih etmemeye çalışıyor. Adeta açılıştan sağsağlim çıksam iyidir düşüncesinde. Hatta bazen beyazlarla bile açılışta kötü duruma düştüğü de oluyor. Caruana ile açılış gücü mukayese edildiğinde oldukça zayıf kalıyor ama oyunortası ve oyunsonu becerileriyle rakiplerine fark atmayı da başarıyor.

Carlsen gelmiş geçmiş en iyi şampiyonlardan biri mi tartışması ayrı ama kazandığı oyunsonlarına bakınca en iyi oyunsonu virtüözlerinden biri olduğu kesin!

Vikipedi: Magnus Carlsen

17 Eylül 2014 Çarşamba

Satranç Hikayeleri Sitesi


Satranç şampiyonlarını biyografik ve kuru bir şekilde değil de onların ilginç özellikleri, hikayeleri ve mücadeleleriyle anlatmayı hedeflemiştik. Pek çok şampiyonun belki de bilmediğiniz özelliğini burada öğrendiniz. Şimdi tanıtacağımız Satranç Hikayeleri sitesinde yurt içi ve yurt dışından pek çok ilginç ve komik satrançla ilgili hikayeler anlatılmakta. İSD'nin iki efsane ismi Kahraman Tovim ve Ersinan Özkan'ın hikayeleri en ilginçlerden. Taimanov'un Fischer'e bu kadar kötü kaybetme sebeplerinden birini okuyunca da çok şaşıracaksınız.

Capablanca'nın nasıl da çapkın bir oyuncu olduğunu ve Rusya'da beğendiği bir kızı yemeğe davet etmek için neler yaptını okumak da ilginç. Peki Kasparov'un neden Olimpiyat salonuna Kahraman Olgaç'ın kimlik kartıyla girdiğini biliyor muydunuz?  Uluslararası basına da konu olan bu olay zamanla Türkiye'de de unutlumuş ilginç bir olay.

Satranç hikayeleri denince rahmetli Ali İpek'i de unutmak olmaz. Onun pek çoğu evde hazırlanmış ince esprileri hala tebessüm ettirir.

Mikhail Tal genç yaşta pek çok hastalıkla uğraşmak zorunda kalmıştı. Bu talihsizlik onu Küba'da da bırakmamıştır. Bir gün Kübalı bir kızla dans etmeye kalkınca başına gelenler (iki anlamda da) gerçekten şaşırtıcı.

Umarız yeterince merak uyandırmışızdır. Buyrun Satranç Hikayelerine

9 Eylül 2014 Salı

Wilhelm Steinitz Çığırı


Fakir işçi babası (Aksini düşüneceğimiz günler ne zaman gelir? "Zengin işçi babası"mesela) ve annesi onu 13'üncü çocukları olarak dünyaya getirmese satranç dünyası ilk resmi şampiyonundan mahrum kalırdı. O zamanki zor şartlara rağmen her nasılsa Steinitz 12 yaşında satranç oynamayı öğrendi. 20'li yaşlarda ise turnuvalarda oynuyordu. Viyana'da matematik ve Prag'da mühendislik eğitimi gördü. Turnuvalarda dev oyunculara karşı başarılar elde etti. 1863 yılında Blackburne'u yenerek önemli bir başarı elde etti. Bu galibiyet Steinitz'e pahalıya patladı çünkü Blackburne ile kapışırken evinden uzakta kalmış ve satranççı müşterilerini Harrwitz'e kaptırmıştı.

"Satranççı müşteri" deyince anlam veremediniz büyük olasılıkla. O zamanların sponsoru diyelim. Eskiden ustalar geçimlerini satrançtan ancak zengin insanlarla oynayarak kazanırlardı. Bedeli karşılığı zenginlerle belki de parasına oynarlardı. Günümüzdeki satranç derslerine benzer bir durum. Farkı eski ustaların rakiplerini yenerek ders vermeleri. Eh tabii amatörün ustayı yenme hayali ayrı bir motivasyon sağlıyordu para akıtmak için. İşte Steinitz evinden uzak kalınca müşterilerini büyük olasılığıyla tatlı dilliliği sayesinde Harrwitz bağlamış.

Şimdiki ustalar daha şanslı düye düşünebilirsiniz ama profesyonel anlamda satrançta onuncu sıradaki bir oyuncu herhalde teniste 10.000'inci sıradaki oyuncu kadar bile para kazanmıyordur.

Neyse Steinitz'a dönersek... Yirmili yaşlarda saldırgan stiliyle herkesi devirmiş. Ne var ki tüm bu başarıya rağmen bir arayışa girerek konumsal bir çığır açmış. Özellikle kapalı konumlarla ilgili getirdiği prensipler, konumsal yaklaşımları, fil çifti üstünlüğünün önemi ona yine büyük başarılar getirmiş. Öte yandan diğer satranççılar bu sağlamcı yeni yaklaşımı pek beğenmemişler ve onu korkaklıkla suçlamışlar. Bu sebeple aynı zamanda satranç köşesi olan Steinitz ile diğer köşe sahipleri arasında karşılıklı yazışmalar başlamış. yıllarca süren bu yazışmalar "Mürekkep Savaşları" olarak bilinir. Sonuçta Steinitz hem tahtada hem tartışmada zaferle çıkmış ve dahası onu tahtindan indirecek Emanuel Lasker de onun öğretileri ile kendini geliştirmiş.

Steinitz bir ara Amerika'ya Morphy ile oynamaya bile gitmiş. Her ne kadar üstünlüğünü kabul ettirse de Morphy yaşadığı sürece onu tam kabullenmemişler. Bilindiği kadarıyla tüm ısrarlara rağmen Morphy ona 5 dakika bile ayırmamış.

Steinitz yaşlılık yıllarında şunu diyormuş: "Şöhrete doydum artık para kazanmak istiyorum" Trajik... Ölümünden bir süre önce ruh sağlığını da kaybeden Steinitz tanrıyı satrançta yenebileceğini ve uzaktan mumu yakabileceğini de iddia etmiş.

Son olarak Büyük Wilhelm'in tek tutmayan teorisi şu: Şahın güçlü bir silah olduğunu ve kendini korumakta gücünün küçümsendiğini söylüyordu. Zaman zaman şahın tehlike altında kaldığı varyantları tercih ederdi. Tamamen yanlış bir söylem değil ama yetersiz olduğu kesin.